<GERİ<
BABAMA

Gurbette hasretlik çökmüş üstüme
Gözlerim ağlıyor, elim ağlıyor
Diyemem eşime yakın dostuma
Sözlerim ağlıyor, dilim ağlıyor

Hallarımı bilen kullar sayılı
Dertleri sorarsan bir bir kayılı
Ayaklar nasırlı eller soyulu
Di
zlerim ağlıyor, belim ağlıyor

Memleketten haber veren bulunmaz
Dönmek istesen de sıran bulunmaz
Yaram göz göz oldu saran bulunmaz
Bezlerim ağlıyor, zulüm ağlıyor

Özledim köydeki isli ocağı
Harmanda ekinde yazın sıcağı
Baharda navruzu börtü-böceği
Yazlarım ağlıyor, gülüm ağlıyor

Çağır küçük kızı saçını tara
Oğlanın dizleri hep yara bere
Gelip de bizleri görsen bir kere
Kızlarım ağlıyor, oğlum ağlıyor

Ceylaniyim şimdi dokunur tele
Söyleyip türküsün savurur yele
Duyarsa sevdiğim çok selam ola
Sazlarım ağlıyor, telim ağlıyor



       
ABA

Bir adın Cibicek bir adın Hedi
Sızılı dizlerin kolun perişan
Bir evde kırk sene bir de aç kedi
Duvarda yamalık çulun perişan
 
Üç dikme diktinde yetiremedin
Yetirip gölgede oturamadın
Yoldaşın ölünce getiremedin
Gurbet elde kaldı ölün perişan
 
Yirmiyedi yaşta dul avrat oldun
Üç yetim kızınan ile bir evde kaldın
Ne ekmek istedin ne kapı çaldın
Lal olmuş söylemez dilin perişan
 
Dünyada üç kızın bir gardaş kaldı
Gardaşa dilliksiz bir gelin geldi
Eşini ararkan belayı buldu
Akılsız kafada malın perişan
 
Gardaşım üstüne bir kuma düzdü
Gelinim anamın aya(ğı)nı ezdi
Patlamış parmağı çarıksız gezdi
Sökülmüş tırnağın yolun perişan
 
Onu da sırtlayıp getirdin eve
Üç kız iki ana dar oldu yuva
Kerpiçten tuğlası çamurdan sıva
Dökülmüş duvarın galin perişan
 
Odun tutuşmuyor tütün tütüyor
Üç kız iki ana çile satıyor
Yükün ağırlaştı sırta batıyor
Bükülmüş kamburun belin perişan
 
Zahmeri ayında tipi vuruyor
Üç kızın ikisi kirmen sarıyor
Ana dama çıkmış karı kürüyor
Sahipsiz yuvanda dulun perişan
 
Sardı kuşağını ince beline
Düştü yalınayak çapa yoluna
Görenler acıyor garip halına
Çatlamış ayağın halın perişan
 
Yuvadan uçurdun büyük kızını
Nasılda severdin saçı uzunu
Dülbente siliyor yaşlı gözünü
Ağlayan gözlerin selin perişan
 
Bir oğlum olsaydı n’olurdu derdin
Oğlan sevgisini toruna verdin
Büyütürüm dedin kundağa sardın
Ağarmış saçların kilin perişan
 
Yalınız bıraktın körpe kuzunu
Bir daha göreydim melek yüzünü
Ceylani çalsada dertli sazını
Mızrabın perişan telin perişan
  ANAMA
 
Sende bizim köye gelinmi geldin
Gelinsin Urhuya, arsın Urhuya
Baban mı verdi de sen mi istedin
Bilinsin Urhuya, sırsın Urhuya
 
Yoruldunmu yoksa gül benzin soluk
Kara percemlerin hep yoluk yoluk
Çapadan mı geldin ellerin bölük
Dilinsin Urhuya, sarsın Urhuya
 
Çeyizin varmıydı köyden mi aldın
Kaç kızı doğurdun kaç oğlan buldun
Uzunmuydu boyun kaç gönül çaldın
Salınsın Urhuya, görsün Urhuya
 
Seklemin sırtında yolun nereye
Ucundan tutanı nerde araya
Değirmen kuyruğu, girdi sıraya
Zalımsın Urhuya, ersin Urhuya
 
Öküzün ardında düven sürüyor
Elinde yabası yele veriyor
Zahmeri geliyor odun yarıyor
Bölünsün Urhuya yarsın Urhuya
 
Kocanı ne zaman gurbete saldın
Neleri bekledin neleri buldun
Beş küçük yavruynan yalınız kaldın
Yalınsın Urhuya, birsin Urhuya
 
Gene köyde misin, şehir mi gördün
Elek mi eledin kirmen mi sardın
Kaç sene diktin de, kaç sene ördün
Gülünsün Urhuya örsün Urhuya
 
Anan gibimisin, oğlun oldumu
Oğlanı bulunca yüzün güldümü
Büyüdü tezeldi adam oldumu
Çalınsın Urhuya dursun Urhuya
 
Gidersen Ceylani yalınız kalır
Anasız kuzular perişan olur
Dolanı dolanı ardından gelir
Yolumsun Urhuya pirsin Urhuya

         URHUYA
 
İçim sızıladı ciğerim yandı
Lal oldu dillerim, dizim tutmuyor
Soranlar kötüyüm, dellendim sandı
Kimsenin dediği fayda etmiyor
 
İkindi vaktında haberin aldım
Ayakta dikildim, yatılı kaldım
Sen baygın yatarken ben zaten öldüm
Aklım yetiyor da gücüm yetmiyor
 
Düşünde Allah´ın yanına vardın
Çorabı delikmiş, sen kendin gördün
Öptün ayağını bir soru sordun
Oğlan verdi sana, hile katmıyor
 
Özledim demişsin, durmaz gelirdim
Onbeşgün yirmigün orda kalırdım
Ayrılık derdine çare bulurdum
Ağlarım yanarım bir karetmiyor
 
Ayağın tutmazsa ayak olaydım
Kollarımı verip çolak olaydım
Yeterki yanımda üçgün kalaydın
Sen gideli evde tütün tütmüyor
 
Bir oğlun olunca bakarım derdin
Altı öksüzünü kimlere verdin
Çok elek eledin, çok kirmen sardın
Ektiğin bostanlar şimdi bitmiyor
 
Elini tutumda buzlar gibiydi
Ayağını öptüm sızlar gibiydi
Gözlerin öksüzü özler gibiydi
Görsen halımızı düzen gitmiyor
 
Toprak sarmış seni, kulun neylesin
Allah mekanını cennet eylesin
Üşürken toprakta millet söylesin
Ceylani örtüde gayrı yatmıyor
 
CAFER AĞA

Öküzü hayli zorlamış
Geriyor mu Cafer Ağa
Sırtında gönü kalmamış
Görüyor mu Cafer Ağa

Akdağ'da nacak yaptırır
Nakış koymayıp döktürür
Gelinlere kök söktürür
Yoruyor mu Cafer Ağa

Aleksede Abdal Kekeç
Kağnısına diker dikeç
Ormancı geliyor ha kaç
Duruyor mu Cafer Ağa

Sakar bir atın varıdı
Yılkıda kurtlar yer idi
Hem kırıdı hem dorudu
Yürüyor mu Cafer Ağa

Derelerde davar güdün
Ormancıya ikram edin
Karaçamda daha odun
Yarıyor mu Cafer Ağa

Yayla bizim otlar bizim
Çoban bizim itler bizim
Terkilenmiş atlar bizim
Sürüyor mu Cafer Ağa

Kâbe görmezden ezeli
Çokça severdi güzeli
Şarap sofrası düzeli
Vuruyor mu Cafer Ağa

Hafiye dokudu bezi
Üzerine yazdı yazı
Namaz da kılardı bazı
Seriyor mu Cafer Ağa

Hac'a gitmişti bir sefer
Adı oldu Hacı Cafer
Aha sana tam bir nefer
Arıyor mu Cafer Ağa

Düşünür dünden yarını
Kimseye vermez sırını
Damdaki kürtük karını
Kürüyor mu Cafer Ağa

Dedem idi kendileri
Sevmez bey-efendileri
İmam olup kandıralı
Eriyor mu Cafer Ağa

Ahirette huzur bulsun
Bu hasretlik bende kalsın
Yerin Cennet mekan olsun
Varıyor mu Cafer Ağa

Beni saymadı toruna
Daha göremem yarına
Ceylani‘ yi de bağrına
Sarıyor mu Cafer Ağa