-
YOL
Bu sene de gelmez bizim köye yol
Beklerik beklerik gene beklerik
Dert birinen bitmez bunu böyle bil
Eklerik eklerik gene eklerik
İdareler söndü biraz ceyran var
Rezillik dizlerde gel milleti gör
Don elbise yırtık utanıyor yar
Saklarık saklarık gene saklarık
Üşüdükçe örtüye sokarlar bizi
Sağdan soğuk gelir solda bir sızı
Yine de yılmadan birbirimizi
Koklarık koklarık gene koklarık
Birtek gelin atlı gerisi yaya
Arpayı biz yesek at nasıl doya
Dertleri Ceylani sırtlanır diye
Yüklerik yüklerik gene yüklerik
BİZİM ORA
Kafa bitli sırt hep açık
Saç kirini kil götürür
Dam delinmiş ahır uçuk
Bu nasıl bir hal götürür
Efendiler köyden gelir
Üçbeş gün yaylada kalır
Biraz bulgur yağdan alır
Bazısı da bal götürür
Dünya döner amma gitmez
Çekilen çileler bitmez
Satsan onbeş para etmez
Buğdayı da el götürür
Kaldık yalnız yalın ayak
Hava soğuk ateş kayak
Kötülüğe boyun eğek
Yazılanı kul götürür
Kızılırmak buzlu gene
Cana kıyıyor her sene
Biri ağlar yana yana
Birini de sel götürür
Düğün tezgah at koşulur
Aşılmaz dağlar aşılır
Yüksekten engin düşülür
Fakir olan dul götürür
Ceylani’yim nedir çilem
Gözüm yaşı olda silem
Sen de gitme ben de kalam
Ömürü de yel götürür
|
- YOKLUK YOLU
Yaylamızın yolu cılgadır bizim
Yürürüz yürürüz uzar gideriz
Tek durak yerimiz gölgedir bizim
Yürürüz yürürüz tezer gideriz
Toprak dam tabanda yok bile hasır
Odundan gelenin elleri nasır
Böyle mi geçecek bu koca asır
Yürürüz yürürüz bezer gideriz
Erkenden uyun da erken uyanın
Azığı çok koyun yolda dayanın
İz geçer altından büyük kayanın
Yürürüz yürürüz ezer gideriz
Öğlende avratlar sağın davarı
Malların önüne dökün zavarı
Sütüme dökülen toprak duvarı
Yürürüz yürürüz süzer gideriz
Yayığa doldurup çıkarın yağı
Yerlere sağılır sütlerin çoğu
Tuluğun içinde yirminci çağı
Yürürüz yürürüz gezer gideriz
Dağlarım perişan dağlarım fakir
Kimimiz çobandır kimimiz okur
Bir ayak düzlükde öteki çukur
Yürürüz yürürüz kızar gideriz
Ceylani’m dertlerim saymakla bitmez
Yaylanın yolları aklımdan gitmez
Toprak dam altında her adam yatmaz
Yürürüz yürürüz tozar gideriz
KARABABA
Yaylada yayılan davarın sütü
Kan olur adama Karababa’da
Buz gibi suyunan kuzunun eti
Can olur adama Karababa’da
Beynamaz başında rakıyı açtım
Soğuk su doldurup çeşmede içtim
Sırtüstü uzandım kendimden geçtim
Gün olur adama Karababa'da
Ceylani dağlardan vazgeçti sanma
Çıkınca obaya bir daha inme
Kıl çulun içinde yatılmaz amma
Han olur adama Karababa'da
|